Yazılım mühendisliği mantığıyla veriyi okuyun, 20 yıllık gayrimenkul tecrübesiyle piyasayı koklayın. Selman Güneş, gayrimenkuldeki "balon" efsanelerini ve matematiksel gerçekleri açıklıyor.
Bakın arkadaşlar, 20 yılımı bu piyasaya verdim. Binlerce satır kod yazdım, binlerce tapu işlemi gördüm. Bugünlerde herkesin ağzında tek bir soru var: "Selman Bey, konut fiyatları ne zaman düşecek?" Herkes bir çöküş bekliyor, herkes "balon patladı" manşetleri peşinde. Ama matematik yalan söylemez, algoritma yanıltmaz. Bir yazılım mühendisi gözüyle baktığınızda, bir sistemin çıktısını (fiyatları) değiştirmek için girdileri (maliyet, arz, para politikası) değiştirmeniz gerekir. Girdiler değişmeden sonucun değişmesini beklemek, boş bir fonksiyonun veri döndürmesini beklemekten farksızdır.
Gayrimenkul piyasası, bir yazılımın backend mimarisi gibidir. Siz frontend'de (ilanlarda) ne görürseniz görün, arkada çalışan çok ciddi bir maliyet ve talep motoru var. Bugün Türkiye'de inşaat maliyet endeksi yıllık bazda %60'ların üzerinde seyrediyor. İşçilik maliyetleri, yazılım dünyasındaki kıdemli geliştirici maaşları gibi tırmanıyor. Şimdi size soruyorum; hammaddesi, işçiliği ve lojistiği artan bir ürünün fiyatı neden düşsün? "Piyasa durgun" demek "fiyatlar düşecek" demek değildir; bu sadece likiditenin azaldığını, yani "transaction" hızının düştüğünü gösterir.
Yeni ruhsat alımları son 5 yılın ortalamasının çok altında. Talep her yıl 800 bin yeni konut gerektirirken, üretim 500 binlerde kalıyor. Bu 300 binlik fark, fiyatlardaki en büyük direnç noktasıdır. Arz eksikliği varken gerçek bir fiyat düşüşünden bahsetmek hayalperestliktir.
Çimento, demir ve en önemlisi arsa payı... Arsa maliyetleri toplam projenin %50'sine ulaştı. Müteahhit kar marjını sıfırlasa bile, maliyetin altına satış yapması "default" olması demektir. Kimse iflas etmek için bina yapmaz, piyasadan çekilir ama zararına satmaz.
Evlenme, boşanma, göç ve genç nüfus... Türkiye'nin demografik yapısı, konutu her zaman bir ihtiyaç haline getiriyor. Talep ertelenebilir (yüksek faiz nedeniyle) ama yok edilemez. Ertelenen her talep, yarın karşımıza daha büyük bir patlama olarak çıkacaktır.
Piyasada "fiyatlar düşüyor" algısı yaratan asıl mevzu, köpük fiyatların geri çekilmesidir. Bakın burası çok kritik: Aslında düşen fiyat değil, gerçek değerine rücu eden "fahiş" rakamlardır. 10 milyon TL etmeyecek bir daireye 15 milyon yazan mülk sahibi, satamayınca 12 milyona inerse buna "fiyatlar düşüyor" diyemezsiniz. Bu sadece piyasanın "error" kodunu düzeltmesidir.
Eğer elinizde nakit varsa, şu an piyasanın en güçlü oyuncusu sizsiniz. Satıcıların "nakit sıkışıklığı" yaşadığı bu dönemde, masada pazarlık gücünüz %20'lere kadar çıkabilir. Bir yazılım projesinde "bug" ayıklamak neyse, gayrimenkulde de "fırsat" ayıklamak odur. Her gayrimenkul alınmaz, ama doğru konumda, doğru fiyata alınan mülk, her zaman paradan para kazandırır.
Gayrimenkulde asıl kazanç, herkes korkarken alınca elde edilir. "Herkes alırken sat, herkes satarken al" kuralı burada da geçerli. Ancak şu detayı unutmayın: 2025'in ikinci yarısından itibaren faiz indirim döngüsü başladığında, bugün alamadığınız o evlerin fiyatlarının roketlediğini göreceksiniz. Çünkü o gün talep ertelenmiş olmaktan çıkacak ve piyasaya hücum edecek.
Önümüzdeki 18 ay boyunca piyasada yatay bir seyir bekliyorum. Nominal fiyatlar (TL bazlı) yerinde saysa bile, enflasyon karşısında reel olarak bir gerileme yaşanabilir. Bu, konutun "ucuzladığı" anlamına gelmez, sadece "erişilebilirliğinin" zamana yayıldığı anlamına gelir. Bir mühendis olarak söyleyebilirim ki; sistem şu an bir "buffering" sürecinde. Veri yükleniyor, şartlar olgunlaşıyor.